Sen utan
Yanmıyor canım korkma
Sensizliği zaten yaşıyordum
İstediğim sadece söylemendi gidişini
Ördüğün duvarlar arkasında
Kendini saklamanın sebebiydi sorularım
Kara kaşın kara gözün için gelmedim ardından
Aşkından ölüyorum demek değildi aramalarım
Adam gibi adam bildim ya seni
Adamlık bekledim
Biraz da cesaret
Bilemedim korkaklığını
Oysa 'özledim' deyip gelecek kadar cesurdun
Sadece yaz kıpırtısımıydı ateşin
Konuşmaktan kaçmak mı seni haklı kılan
Ya da beni suçlu kılan kaçtıkça kovalamam mı
Üzerime yıkamazsın gidişini
Kendine bile itiraf edemeyecek kadar
Tedirgin dilin
Ya duygularına yenilmekten çıkmıyorsun karşıma
Ya da yalandı yaşadıklarımız deyip
Leke sürdürtmemek için adamlığına
Gözümde yaş gördükçe utanırmış adamlığından
Kalem tutan elleri kadar severmiş . miş.. miş
Seni unutmamı istiyorsun şimdi
Peki!
Sil haritadan Ege'nin mavisini
Gecenin bir vakti uyanışımızda
Baktığımız yıldızları sök al karanlıktan
Tenine damlayan dolunayı karala
Sana yakıştırdığım şiirleri yak
Ve bende bıraktığın seni çek al yüreğimden
Yirmidört saat düşünmekten yoruldum
Sensiz senin için soluklamak zor sabahları
Yastığa düşünce kurudu neden, niçinlerine bahanem
Gözlerim düştükçe cüzdanımda resmine
Gülüşünün tokadını yedikçe ıslak yanağım
İnancım kayboluyor aşka
Ya ben sevmeyi beceremedim
Ya sen sevilmeyi hazmedemedin.
Seni unutmamı istiyorsun şimdi
Peki!
'Seviyorum seni, ekmeği tuza banıp yer gibi'
Söyle Nazım'a gittiği yere götürsün bu dizeleri
Depremler olsun
Kırılsın Nevizade'de bizi buluşturan masa
Aşkımıza şahit olanlar üzülmesin
Ben bu aşkı sensiz de yaşarım elbet
Sevgimi sensiz de çoğaltırım
Yirmidört saatim sen olduktan sonra
Bedenin olmuş olmamış ne fayda
Sen utan sessizce gidişinden.
Sen utan..
Ekim-2004 / Arzu Altınçiçek
Sensizliği zaten yaşıyordum
İstediğim sadece söylemendi gidişini
Ördüğün duvarlar arkasında
Kendini saklamanın sebebiydi sorularım
Kara kaşın kara gözün için gelmedim ardından
Aşkından ölüyorum demek değildi aramalarım
Adam gibi adam bildim ya seni
Adamlık bekledim
Biraz da cesaret
Bilemedim korkaklığını
Oysa 'özledim' deyip gelecek kadar cesurdun
Sadece yaz kıpırtısımıydı ateşin
Konuşmaktan kaçmak mı seni haklı kılan
Ya da beni suçlu kılan kaçtıkça kovalamam mı
Üzerime yıkamazsın gidişini
Kendine bile itiraf edemeyecek kadar
Tedirgin dilin
Ya duygularına yenilmekten çıkmıyorsun karşıma
Ya da yalandı yaşadıklarımız deyip
Leke sürdürtmemek için adamlığına
Gözümde yaş gördükçe utanırmış adamlığından
Kalem tutan elleri kadar severmiş . miş.. miş
Seni unutmamı istiyorsun şimdi
Peki!
Sil haritadan Ege'nin mavisini
Gecenin bir vakti uyanışımızda
Baktığımız yıldızları sök al karanlıktan
Tenine damlayan dolunayı karala
Sana yakıştırdığım şiirleri yak
Ve bende bıraktığın seni çek al yüreğimden
Yirmidört saat düşünmekten yoruldum
Sensiz senin için soluklamak zor sabahları
Yastığa düşünce kurudu neden, niçinlerine bahanem
Gözlerim düştükçe cüzdanımda resmine
Gülüşünün tokadını yedikçe ıslak yanağım
İnancım kayboluyor aşka
Ya ben sevmeyi beceremedim
Ya sen sevilmeyi hazmedemedin.
Seni unutmamı istiyorsun şimdi
Peki!
'Seviyorum seni, ekmeği tuza banıp yer gibi'
Söyle Nazım'a gittiği yere götürsün bu dizeleri
Depremler olsun
Kırılsın Nevizade'de bizi buluşturan masa
Aşkımıza şahit olanlar üzülmesin
Ben bu aşkı sensiz de yaşarım elbet
Sevgimi sensiz de çoğaltırım
Yirmidört saatim sen olduktan sonra
Bedenin olmuş olmamış ne fayda
Sen utan sessizce gidişinden.
Sen utan..
Ekim-2004 / Arzu Altınçiçek
zehni - 13. Nov, 22:01
Trackback URL:
https://yilmaz.twoday.net/stories/400740/modTrackback