tanrı, adva ve şeytan...(3)
Tanrı okumayı bitirdi, "karga meselesini biraz abartmış, ama olay üç aşağı beş yukarı böyleydi" diyerek kağıdı arşive doğru fırlattı. Adva hırsla konuştu: "kendi beceriksizliğinin suçunu şimdi bize mi yüklemeye çalışıyorsun!"
"Neyseniz osunuz" dedi Tanrı.
Adva sakin olmaya çalışarak ama tam da başaramayarak sordu: "Ya özgürlük, eşitlik, kardeşlik? Bunlara ne dersin?"
Şeytan bu sözleri duyunca öyle eğlendi ki, toynaklarının çınlaması dinsin diye bir süre bekledi Tanrı. Sonra alayla sordu: "Ne, ne, ne, nerde, nerde, nerde?"
Adva sesine inandırıcı bir ton vermeye çalışarak: "Bunların üzerinde çalışıyoruz" diye cevapladı.
Tanrı ağır ağır yürüdü ve yerine oturdu.
"Sizi tanıyorum" diye söze başladı.
"Siz tembel yaratıklarımsınız." Gözlüklerinin üzerinden Adva’yı süzerek devam etti: "Bu huyunuz benden geçmiş olmalı. Her varlık gibi, mümkün olan en az enerji ile varolmayı istersiniz. Boyun eğme kolayınıza gelir. Ne zaman ki, varlığınızı sürdürmek için gereken enerji dayanılmaz boyutlara ulaşır ve durumu değiştirmek için gerekenden daha fazla hale gelir, o zaman başkaldırırsınız. Sonra? Kendinize yeni yöneticiler bulursunuz alelacele. Kim uğraşacak o kadar çok fikirle? Düşünmek en yorucu iş sizin için. Birileri düşünsün ve ne yapacağınızı söylesin, hatta yaptırsın. Yeni bir boyuneğme yeni bir enerji tasarrufu." Adva huzursuzca yerinde kıpırdanıp tam itiraz edecekti ki, Tanrı eliyle onları susturdu ve devam etti: "Eşitlikten anladığınız ise aynılaşmadır. Yoksa, eşitlik yani her birinizin, biraradalığınıza değiştirici etki özgürlüğünde eşitlenmesi sizi yorar. Pikniğe gittiğinizde bile, mangalı nereye kuracağınıza karar verene kadar yorulursunuz, keyfiniz kaçar. Ha bir de kardeşlik vardı di mi… Babil kulesi vak’ası ile o meselede birlikte epey yol katetmiştik sanırım" dedi ve acı acı güldü. "Arşivde uzun bir kardeşlik uygulamaları dökümü olacaktı; Habil ve Kabil ile başlayan uzun bir liste." diyerek tam yerinden doğrulacaktı ki, başları öne eğik Adva onu durdurdu: "Tamam gerek yok, aynı liste bizde de var"
Tam bu sırada Şeytan söze girdi: "Son projemizi henüz tamamlayamadık, o ne olacak?"
"Neymiş o?" diye sordu Tanrı.
"Küreselleşme" diye yanıtladı Şeytan; ve heyecanla projeyi anlatmaya koyuldu: "Şimdi bakın… bunlar (eliyle Adva’yı işaret ederek) dünya üzerinde devlet devlet, ülke ülke ayrılmış durumda ya… Diyorum ki, neden bütün bu devletler birbirlerine rakip gibi davranacakları yerde, bir organizma gibi entegre olmasınlar? Baş, gövde ve bacaklar? Tıpkı dünyanın tümünü kaplayan dev bir yaratık gibi. Her devlet bu yaratığın bir uzvu, bir hücresi gibi olsa? Böylece tüm organizma bir beyinle yönetilebilir ve..."
Tanrı Şeytan’ın sözünü kesti: "Marry Shelley kulumun Dr. Frankenstein kitabındaki yaratık gibi mi?" Şeytan durakladı, Tanrı sordu: "Sonu nasıldı o kitabın?" Adva ve Şeytan susmayı tercih ettiler, Tanrı arşivine bakmaya üşendi.
Uzun bir suskunluk oldu. Kimsenin içinden konuşmak gelmedi.
Neden sonra, Şeytan da yanlarına geldi; biraz yana kayıp ona da yer açtılar, oturdu. Hep birlikte "Neysek oyuz" diye içgeçirdiler. Bir süre sonra Tanrı "yeni bir big bang için mecalim var mı?" diye düşünmeye koyuldu; Adva ve Şeytan ise küreselleşme projesi üzerine tatlı tatlı sohbete koyuldular. O gün kimse, yok olmaktan ve yok etmekten bir daha bahis açmadı.
(bitti)
(s.cuha)
"Neyseniz osunuz" dedi Tanrı.
Adva sakin olmaya çalışarak ama tam da başaramayarak sordu: "Ya özgürlük, eşitlik, kardeşlik? Bunlara ne dersin?"
Şeytan bu sözleri duyunca öyle eğlendi ki, toynaklarının çınlaması dinsin diye bir süre bekledi Tanrı. Sonra alayla sordu: "Ne, ne, ne, nerde, nerde, nerde?"
Adva sesine inandırıcı bir ton vermeye çalışarak: "Bunların üzerinde çalışıyoruz" diye cevapladı.
Tanrı ağır ağır yürüdü ve yerine oturdu.
"Sizi tanıyorum" diye söze başladı.
"Siz tembel yaratıklarımsınız." Gözlüklerinin üzerinden Adva’yı süzerek devam etti: "Bu huyunuz benden geçmiş olmalı. Her varlık gibi, mümkün olan en az enerji ile varolmayı istersiniz. Boyun eğme kolayınıza gelir. Ne zaman ki, varlığınızı sürdürmek için gereken enerji dayanılmaz boyutlara ulaşır ve durumu değiştirmek için gerekenden daha fazla hale gelir, o zaman başkaldırırsınız. Sonra? Kendinize yeni yöneticiler bulursunuz alelacele. Kim uğraşacak o kadar çok fikirle? Düşünmek en yorucu iş sizin için. Birileri düşünsün ve ne yapacağınızı söylesin, hatta yaptırsın. Yeni bir boyuneğme yeni bir enerji tasarrufu." Adva huzursuzca yerinde kıpırdanıp tam itiraz edecekti ki, Tanrı eliyle onları susturdu ve devam etti: "Eşitlikten anladığınız ise aynılaşmadır. Yoksa, eşitlik yani her birinizin, biraradalığınıza değiştirici etki özgürlüğünde eşitlenmesi sizi yorar. Pikniğe gittiğinizde bile, mangalı nereye kuracağınıza karar verene kadar yorulursunuz, keyfiniz kaçar. Ha bir de kardeşlik vardı di mi… Babil kulesi vak’ası ile o meselede birlikte epey yol katetmiştik sanırım" dedi ve acı acı güldü. "Arşivde uzun bir kardeşlik uygulamaları dökümü olacaktı; Habil ve Kabil ile başlayan uzun bir liste." diyerek tam yerinden doğrulacaktı ki, başları öne eğik Adva onu durdurdu: "Tamam gerek yok, aynı liste bizde de var"
Tam bu sırada Şeytan söze girdi: "Son projemizi henüz tamamlayamadık, o ne olacak?"
"Neymiş o?" diye sordu Tanrı.
"Küreselleşme" diye yanıtladı Şeytan; ve heyecanla projeyi anlatmaya koyuldu: "Şimdi bakın… bunlar (eliyle Adva’yı işaret ederek) dünya üzerinde devlet devlet, ülke ülke ayrılmış durumda ya… Diyorum ki, neden bütün bu devletler birbirlerine rakip gibi davranacakları yerde, bir organizma gibi entegre olmasınlar? Baş, gövde ve bacaklar? Tıpkı dünyanın tümünü kaplayan dev bir yaratık gibi. Her devlet bu yaratığın bir uzvu, bir hücresi gibi olsa? Böylece tüm organizma bir beyinle yönetilebilir ve..."
Tanrı Şeytan’ın sözünü kesti: "Marry Shelley kulumun Dr. Frankenstein kitabındaki yaratık gibi mi?" Şeytan durakladı, Tanrı sordu: "Sonu nasıldı o kitabın?" Adva ve Şeytan susmayı tercih ettiler, Tanrı arşivine bakmaya üşendi.
Uzun bir suskunluk oldu. Kimsenin içinden konuşmak gelmedi.
Neden sonra, Şeytan da yanlarına geldi; biraz yana kayıp ona da yer açtılar, oturdu. Hep birlikte "Neysek oyuz" diye içgeçirdiler. Bir süre sonra Tanrı "yeni bir big bang için mecalim var mı?" diye düşünmeye koyuldu; Adva ve Şeytan ise küreselleşme projesi üzerine tatlı tatlı sohbete koyuldular. O gün kimse, yok olmaktan ve yok etmekten bir daha bahis açmadı.
(bitti)
(s.cuha)
prometheus - 16. Mar, 19:47
Trackback URL:
https://yilmaz.twoday.net/stories/575223/modTrackback